Çocuğunuz Öğrenemiyor mu?

           Çocuğunuz 2 ile 2’yi toplayamıyor, ‘dede’yı ‘bebe’ diye okuyor yada dört farklı aritmetik probleminin hepsine birden aynı cevabı mı veriyor? Bunlar onun zekasında bir sorun oldugunu değil, aksine üstün zekalı ama öğrenme bozukluğu olan ‘dislektik‘ bir çocuk oldugunu gösteriyor.
öğrenme güçlüğü

 

Erken Teşhisin Önemi

           Disleksinin belirtileri erken tanı için hayati önemde. Pedagog psikolojik danışman Doç. Dr. Ümran Korkmazlar Oral, erken tespit ve müdahalenin disleksi tedavisinde çok önemli bir yeri oldugunu belirtiyor. Sinir sistem: maturasyonu olmadan yani tam olarak erişkin seviyesine gelmeden müdahale olursa başan oranı arlıyor. 5-7 yas okuma-öğrenme yeteneğinin geliştigi dilim oldugu icin riskli cocukların özellikle okulöncesi dönemde dikkatle izlenmesi şart. Genellikle öğrenme bozukluğu ilkokula başlayınca ortaya çıksa da okulöncesi dönemde erken belirti gösteren cocukların (riskli çocuklar) öğrenme bozukluğu açısından degerlendiıi1mesi, erken tanı ve terapi için önem taşıyor. Oral, dislektik vakalar üzerine ülkemizde yapılan bir araştırmada hastaların yalnızca yüzde 6,6’sına doğru tanı konulduğunu aktanyor. Nitekim bu bulgular. rahatsızlıgın çok iyi bilinmediğini ve ailelerin uzman bulmakta güçlük çektiklerini gösteriyor. Sorunun aile tarafından fark edildiği yaşla (6,9) öğrenme bozukluğu tanısının konulduğu yaş (7,11) arasındaki fark, tedaviyi zorlaştıran bir sorun. Oral’a göre erken tanı konulduğu ve yardım alındıgı takdirde çocuklar yaşıtlanna yetişip gerçek potansiyellerini gösterebiliyor. Disleksi hastalannın okuma güclüğü tespit edilip egitim calısmalanyla desteklerımezse sorun giderek artabiliyor. Disleksi Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yard. ve Çocuk Gelişim Uzmanı Zeynep Demircioglu da okuma ve yazma güçlügünün toplumun genelinde yüzde 4 oranında oldugu bilgisini paylaşıyor bizimle. Bu da demek oluyor ki on binlerce çocuk ve genç, bu tür zorluklar yaşıyor. Yapılan birçok araştırmada farklı sonuçlar bulunmasına ragmenortalama bütün ögrenme güçlükleri yüzde 4 ile 30 arasında görülüyor. Hiperaktif cocukların yüzde 30-70’inde,davranış bozuklugu olanların ise yüzde 30-40’ında öğrenme güclüğü var. Bu kişiler, özellikle egitim hayalında yıllar ilerledikçe büyük sorunlar yaşıyor. Disleksi eğitmeni Karatepe, disleksili cocukların zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere sahip olduklarını düşünüyor. Disleksili oldugu halde önemli icat ve eserlere imza atan bilim adamı, sanatçı ve yazarlar bunun en büyük kanıtı, İzafiyet teorisini keşfeden Albert Einstein, ünlü mimar ve Mona Lisa’yı resim dünyasına armağan eden ressam Leonarda da Vinci, İrlandalı yazar William Butler Yeats, ‘Düşünen Adam’ heykelinin mimarı Rodin, sinema oyuncusu Tom Cruise, şarkıcı Cher disleksili ünlüler arasında. Görüldüğü üzere disleksi, cocuğun ne geri zekalı ne de becereksiz oldugu anlamına geliyor. Okuma-yazma ye matematik güclüğü yasayan dislektik cocukların tedavisinde ailenin ve uzmanın desteği elzem. Allah’ın evliliğin bir meyvesi olarak lütfettiği çocuk her ne olursa olsun ailenin  baş tacı, evin nesesi olarak görülmeli. Öyle ki bu bakış acısı ebeveynin çocuguyla imtiharuru geçmesine ve onu topluma kazanmasına yardımcı olur.

Dislekside tıbbi müdahale işe yarar mı?

Disleksi, farklı bir düşünme ve öğrenme biçiminin sonucu oldugu için tıbbi müdahaleden çok danışmanlar ve uzman eğıtmenlerin yardımıyla ele alınması şart.

Tedavi amaçlı terapiler uygulanabildiği gibi, kimi ilaçların da disIeksinin semptomlanna iyi geleceği düşünülüyor. Tedavide genellikle özel egitim çalışmaları uygulanıyor. Bu çalışmalarda öğrenme alanları destekleniyor. Ek olarak dikkat eksikliği var ise bunu gideren ilaç tedavileri uygulamyor. Ancak tanıyı bir çocuk psikiyatristinin koyması önemli. Yapılandınlmış egitim programı OGS (okumayı güçlendirme seti) de okuma güclüğünde önemli faydalar saglıyor. Disleksi eğıtmen! Gökhan Karatepe, tedavide yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor: Dislekside hbb! ve pedagojik tedavide ailenin olumlu yaklaşımı şart. Ebeveynin sorunun varlıgını kabul ederek, en uygun ve yeterli yardımın verilebilmesi tedaviyi kolaylastırır, Ailenin çocukla sabır, anlayış ve hoşgörü ile ilgilenmesi elzem. Okul ve öğretmenlerle yakın iletişim içine girilerek birlikte ortak adımlar atılmalı. Cocugun sağını, solunu öğrenmesine yardıma olunmalı. Okuma alıstırmaları günde 2-3 kez, 5-10 dakikalık devreler halinde düzenli bir şekilde yüksek sesle yaptırılmalı. Cocuk yorulunca ara verilmeli. 2-3 cümlelik okuma parçaları üzerinde çalışılmalı. Bu okuma parçaları cocuğun ilgi duyduğu konulardan secilmeli, öğrendiği parça anlattmlmalı ve okurken samları cetvelle veya parmakla takip etmesine izin verilmeli. Resimli kitaplar daha çok kullanılıp, çabaları ödülle desteklenmeli.

Tuğba KAPLAN
Yeni Bahar Dergisi
21.03.2012

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir